Pamuk bitkisi farklı toprak türlerinde yetişebilmekle birlikte, yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için derin profilli alüvyal topraklar tercih edilmelidir. Derin, kumlu-killi yapıya sahip, su tutma kapasitesi yüksek, geçirgenliği ve işlenebilirliği kolay topraklar pamuk tarımı için en uygun ortamı sunar.

Pamuk, sıcak iklim koşullarında en iyi gelişmeyi gösteren bir bitkidir. Yıllık ortalama sıcaklığın 19°C civarında, yaz aylarında ise 25°C olması idealdir. Bitki gelişim dönemine göre sıcaklık ihtiyacı değişir: tarak oluşumunda yaklaşık 20°C, çiçeklenme döneminde 25°C, koza gelişiminde ise 30–32°C olmalıdır. Hasat döneminde kozaların sağlıklı şekilde açılabilmesi için sıcaklığın 15°C’ye kadar düşmesi istenir. Pamuk üretiminde gün ışığı süresi ve oransal nem de verim üzerinde belirleyici etkiye sahiptir.
Pamuk ekimi öncesinde yapılacak ilk işlem tarla temizliği ve derin toprak işleme olmalıdır. Uzun yıllar pamuk ekilen arazilerde zamanla “taban taşı” olarak bilinen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka kök gelişimini engellediği için subsoiler adı verilen ekipmanlarla kırılmalıdır. Bu işlem sırasında toprağın üst yapısı bozulmadan yaklaşık 90 cm derinliğe kadar işleme yapılır. Sonbahar ve kış sürümleriyle devam eden bu süreç, ilkbaharda tohum yatağının hazırlanmasıyla tamamlanır. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse, sonbaharda sap artıkları parçalanmalı ve toprak 20–25 cm derinlikte sürülmelidir. Tarlada ot yoğunluğu varsa veya toprak tavı uygunsa, kış sürümü tekrarlanabilir. Tahıldan sonra pamuk ekilecekse, hasadın hemen ardından toprak tavlıyken sürülmelidir. İlkbaharda yapılan son sürüm, 15 cm derinlikte tutulmalı ve tohum yatağı düzgün şekilde hazırlanmalıdır.
Yüksek verim ve kaliteli lif elde etmenin ilk şartı, genetik saflığı yüksek tohum kullanmaktır. İyi bir tohumluk; iri, dolgun, rengi ve biçimi homojen olmalı, içerisinde çırçır artığı, kırık çekirdek veya yabancı madde bulunmamalıdır. Tohumlar kuru, sert ve çimlenme gücü en az %80 olmalıdır. Pamuk tohumlarının Sawgin çırçır sisteminde işlenmiş ve havı alınmış (delinte edilmiş) olması gerekir.
Ekim zamanı iklim koşullarına göre değişmekle birlikte, toprak sıcaklığı 15°C’nin üzerine çıktığında yapılmalıdır. Genellikle 25 Mart–30 Nisan tarihleri arasındaki dönem en uygun zamandır. Ekim, mibzerle sıraya yapılmalı; sıra arası 70 cm, sıra üzeri 35–40 cm olmalıdır. Ekim derinliği 3–4 cm arasında tutulmalı, çimlenme süresi normal koşullarda 5–10 gün içinde tamamlanır.
Pamuk bitkisi, yetişme süresi boyunca 400–600 mm arasında suya ihtiyaç duyar. Üretim bölgelerindeki yağış miktarı genellikle bu ihtiyacı karşılamadığı için sulama yapılması zorunludur. Sulama zamanını belirlemede bitkinin su isteği belirtileri ve toprak nemi dikkate alınmalıdır. Orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında 15–20 gün aralıklarla 4–5 kez sulama yeterlidir. Pamuk üretiminde en uygun sulama yöntemi yağmurlama (yüzey sulama) sistemidir.
Pamukta kullanılacak gübre miktarı; toprak tipi, iklim koşulları, sulama düzeyi ve yetiştirilen çeşitlere göre değişir. Uygulanacak gübre miktarları mutlaka toprak analizleri sonucunda belirlenmelidir. Genel olarak tavsiye edilen gübre miktarları şöyledir:

Pamuk tarımında sık karşılaşılan hastalıklar arasında solgunluk hastalığı, fide kök çürüklüğü, köşeli yaprak lekesi ve antraknoz yer alır. Zararlılar arasında ise pamuk yaprak biti, beyaz sinek, kırmızı örümcek, pembe kurt, yeşil kurt ve yaprak pireleri öne çıkar.
Yüksek sıcaklık ve nem, hastalık ve zararlı popülasyonunu artıran faktörlerdir. Bu nedenle özellikle Çukurova gibi bölgelerde sezon boyunca 4–5 defa ilaçlama yapılması önerilir. Zamanında ve dengeli ilaçlama, lif kalitesi ve verim açısından büyük önem taşır.
Pamukta hasat, kozaların olgunlaşıp açılmasıyla başlar. Hasat zamanı; ekim tarihi, iklim koşulları ve sulama sıklığına bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle Ağustos sonu ile Kasım başı arasında gerçekleştirilir. Geleneksel olarak 2–3 defa elle yapılan hasat, günümüzde iş gücü maliyetleri nedeniyle yerini mekanik hasada bırakmıştır. Modern hasat makineleri, hem verimliliği artırır hem de kirlilik oranını düşürür.
KAYNAKÇA
Prof. Dr. Oktay GENCER